headerphoto

Asrın Ozanı "Mahsuni Şerif"

MAHSUNİ KİMDİR?

Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı (daha sonra Afşin ilçesine bağlanan) Berçenek köyünde 1939 yılında doğan Mahsuni’nin asıl adı Şerif ÇIRIK’tır. Yoksul bir köylü ailesinin çocuğu olan Mahsuni, ilk okulu üç yıl köyünde okumuş daha sonra bir komşu köyde ilköğreniminin kalan bölümünü tamamlamıştır. Alevi Bektaşi bir ailenin çocuğu olmasına rağmen babası tarafından küçük yaşta Sünni bir komşu kasabada Kuran kursuna gönderilen Mahsuni daha sonra Kuleli Askeri Lisesi’nin sınavlarını kazanarak oraya girmiş, bir yıl sonra da Ankara’daki Ordu Donanım Okulu’na geçmiş ancak düzen karşıtı muhalif düşünceleri ve eşyalarının arasında bulunan, okuduğu Marksist kitaplar nedeniyle 1961 yılında askeri okuldan atılmıştır.

Askeri okulla ilişiği kesilmesinin ardından sazına ve türkülerine yönelen Mahsuni’nin plakları ve türküleri sık sık yasaklanmış, Mahsuni bir çok kez gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır.

Saz çalmayı 1950’li yıllarda amcası Aşık Fezali’den öğrenen Mahsuni’nin dört yüzü aşkın kırkbeşlik plağı, elli dokuz kaseti, altı kitabı ve binlerce türküsü bulunmaktadır. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanında sayısız konserlere katılan Mahsuni’nin türküleri yalnızca halk müziği sanatçılarınca değil, pop müziği, sanat müziği ve diğer müzik alanlarında tanınmış pek çok sanatçı tarafından söylenmiştir, söylenmektedir.

Haksızlığa, eşitsizliğe, sömürüye, zulme, yolsuzluğa başkaldıran Mahsuni eserlerinde demokrasiye, özgürlüğe, barışa ve insan haklarına olan özlemini, inancını dile getirmiştir.

Bir türküsünde;

 

Uzaktan yakından yuh çekme bana

Sana senin gibi baktım ise yuh

Efendi görünüp bütün insana

Hakkın kullarını yaktım ise yuh.

 

Yuh yuh soyanlara

Soyup kaçıp doyanlara

İnsana kıyanlara

Yuh nefsine uyanlara

 

Gene bir türküsünde sınıfsız toplumu bakın ne veciz biçimde dile getirmiş:

 

Dağılır ordular kalkar mahkeme

İnsanlık kavgasız kaldığı zaman

 

Mahsuni yalnızca kendi ülkesini ve halkını değil tüm insanlığı ve ezilen halkları da şiirlerinde dile getirmiş; örneğin ABD Emperyalizminin Vietnam halkına yönelik saldırısına karşı çıkarak;

 

Bütün insanlık adına

Amerika katil katil

Kanun yapar kendi teper

Amerika katil katil

 

Gene bir türküsünde;

 

Mahsuni Şerifim sözlerim katı

Doğunun gardaşı olmuyor batı

Gözü küllü Anadolu ırgatı

Allah deyip yekinmeye az kaldı

 

Diye batılı zengin ülkelerin Emperyalist politikalarına karşı çıkan Mahsuni, Batının sömürüsüne karşı olmakla birlikte dogmatik bir batı düşmanı değildi. Örneğin bir türküsünde ;

 

Ey Arapça okuyanlar

Allah Türkçe bilmiyor mu

İngilizce Fransızca

Bize hitap kılmıyor mu

 

Mahsuni yalnızca sömürüye ve zulme karşı söylemekle yetinmemiş hemen her konuda çok çeşitli türküler söylemiştir. Aşkı, sevdayı, gurbet acısını, sıla özlemini, pek çok özel sorunu, doğa sevgisini dile getirmiştir. Dilerseniz sözü Mahsuni’ye bırakıp onun türkülerinden küçük örnekler sunalım:

 

İşte gidiyorum çeşmi siyahım

Önümüze dağlar sıralansa da

Sermayem derdimdir servetim ahım

Karardıkça bahtım karalansa da

 

Gene gam bürüdü hasta gönlümü

Neredesin kumru dillim nerdesin

Ah ile geçirdim bunca ömrümü

Yüce dağlar hep mi bana perdesin

 

Kanadım değdi sevdaya

Kondum kondum uçamadım

Aşk şarabın doya doya

Yandım yandım içemedim

 

Oy tabip bu yarayı sar sarabilirsen

Sevda ateş bir kaledir var varabilirsen

 

Vay göresim geldi Berçenek seni

Dumanlı dumanlı oy bizim eller

Nasıl unuturum körpe yavrumu

Dumanlı dumanlı oy bizim eller

Oturup ağlasam delisin derler

 

Mevlam gör diyerek iki göz vermiş

Bilmem ağlasam mı ağlamasam mı

Dura dura bir sel oldum erenler

Bilmem çağlasam mı çağlamasam mı?

 

1960-1970’li yıllarda sol-sosyalist düşüncelerin halk arasında yayılıp gelişmesinde çok büyük payı vardır. Bizim kuşak Mahsuni’nin İhsani’nin türküleriyle sol düşüncelerle tanıştı. Bizlerin Sosyalist olmasında Mahsuni’nin katkısı büyüktür.

Mahsuni, 12 Mart döneminden en ağır baskı koşullarında sözünü esirgememiş, bir yolunu bularak herkesin anlayacağı bir biçimde halkın duygularını türkülerinde dillendirmeyi başarmıştır:

 

Köşkün sarayın yıkılsın

Erim erim eriyesin

Umudun suya dökülsün

Erim erim eriyesin

Sürüm sürüm sürünesin

 

Diyen Aşık Mahsuni’nin o dönemin Başbakanı Nihat Erim’e hakaret ettiği gerekçesiyle Tercüman gazetesi yazarlarından Ahmet Kabaklı’nın suç duyurusunda bulunması üzerine tutuklanıp yargılanan Mahsuni cezaevinde de boş durmamış;

 

Ademden mi geldin Nuhtan mı kaldın

Kolum nerden aldın sen bu zinciri

 

Diye türkü söylemeyi sürdürmüştür.

Egemen güçlerce hep sakıncalı ilan edilen, zaman zaman türküleri, plakları, konserleri yasaklanan Mahsuni’nin, Gaziantep’te oturduğu yıllarda evi kundaklanmış, arşivi ve pek çok eseri yakılarak yok edilmiştir.

Son yıllarda Nazım Hikmet gibi, Ruhi Su gibi devlet katında da kabul gören Mahsuni TRT’ye ve özel TV kanallarına çıkarılmaya başlanmış fakat Mahsuni’nin devletle ve medyayla arası hiçbir zaman pek iyi olmamıştır.

19 Mayıs 2002 Ankara’da başlayan ve Hacıbektaş’ta biten son yolculuğunda onbinlerce insan Aşık Mahsuni Şerif’i alkışlarla, türkülerle ve sloganlarla uğurlamıştır.

Bir mankenin diğerine attığı tokadı günlerce döne döne veren tekelci medyanın günümüzün Pirsultanı diye adlandırılabilecek olan halk şiirinin ve müziğinin ulu çınarı Aşık Mahsuni Şerif’in ölümüne ve cenaze törenine karşı duyarsızlığı törene katılan onbinlerce insanın haklı tepkisine yol açtı.

Güle güle Mahsuni Baba, Güle güle büyük usta. Ne mutlu bana ki seni tanıdım, seninle sohbet ettim, seninle türküleri paylaştım. Senin gibi büyük bir ozanı bağrından çıkaran bu halka ne mutlu. Rahat uyu Usta. Sen ölmedin! Şiirlerinle, türkülerinle, düşüncelerinle mücadelemizde yaşıyorsun. Yunusların, Hacıbektaşların, Pirsultanların, Şeyh Bedrettinlerin, Nazım Hikmetlerin, Yılmaz Güneylerin, Ruhi Suların, Aziz Nesinlerin yanına yolladık seni. Mustafa Suphiler, Dr. Hikmetler, Behice Boranlar, Denizler, Mahirler, İbrahimler de seninle birlikte. Rahat uyu güzel dost. Emeğin boşa gitmedi. Senin, sizlerin gösterdiği eşit, özgür bir geleceği, milyonlarca emekçi ile birlikte kuracağız. Türkülerin, kuşaktan kuşağa dilden dile hep söylenecek.

etiketler : mahsuni şerif, aşık mahsuni - mahzuni şerif, şerif çırık, kimdir, mahsuninin hayatı, mahsuni şerifin gerçek adı, mahsuni şerif türküleri, mahsuni şerifin türkülerinin sözleri, mahsuni şerif - dumanlı dumanlı oy bizim eller, merdo, katil amerika, prangalar, afşin, yuh yuh, nem kaldı, türküsü, türküleri,

Yorum (1) Yorum yaz!